psikolog - psikiyatrist.COM
Antalya Psikiyatri , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»Psikoterapi Uygulamalarında Temel İlkeler

Psikoterapiyle danışanların ruhsal sıkıntılarını çözerken danışanın süreci benimsemesi, içselleştirmesi ve bu sürece gereken önem ve değeri vermesi, terapötik gelişme yönünden çok önemlidir.

Bu noktada terapinin aşağıda ayrıntılarına gireceğimiz temel ilkelerini göz ardı etmemek birincil önceliğimizdir.

1.Dinleyebilmek : İletişimin tek yolu konuşma gibi varsayılsa da gerçek iletişim iki kişi arasında aşamalı bir süreçtir ve konuşma kadar dinleyebilme de çok önemli bir gerekliliktir. Dinleme aynı zamanda terapistin danışanı tüm beden ve duygularıyla algılayabilmesidir. Dinleme kelimelerden ziyade o kelimelerin perde arkasını görebilmektir. Psikoterapi sürecinde dinleme denince hem sözel hem de sözel olmayan mimik, duygu, ifade gibi tavırların doğru biçimde yorumlanması ve algılanması anlaşılır.


2.Empati: Danışanın terapist tarafından anlaşıldığını hissetmesi iyileşme sürecinin ana bileşenidir. Empati (Eşduyum) terapistin kendini danışanın yerine koyarak onun tüm yaşantı, istek, duygu ve düşüncelerini hissedip kavrayabilmesidir. Burada kırılma noktası danışanla kurulan empatinin uzayıp abartılarak sempatiye dönüşmemesi gereğidir. Bu durumda hasta- terapist ilişkisi nesnelliğini kaybederek arkadaş, sevgili, anne-baba, karı-koca ilişkisine döner. Empati öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceridir. Empati yapan kimse karşısındaki kişinin duygu ve düşüncelerinin içeriğini değiştirmeden ve onu yargılamadan geri bildirir.


3.İlgilenebilmek: Tüm ilişkilerin doğasında olduğu gibi terapist- danışan arasındaki profesyonel ilişki de ilgiden, ilgilenebilmek ve ilgilenmekten beslenir. Psikoterapide ilgilenmek hastayı tanımaya ve anlamaya çalışmaktır. Bu ilgi hastanın olumlu- olumsuz yanlarını aydınlatma amaçlıdır. Terapist tarafından gösterilen profesyonel ilgi, danışanın sorunları üzerinde çalışma isteğini ve cesaretini artırır. Danışan ve terapist arasındaki bu mesleki ilgi hiçbir zaman karşılıklı dürtüsel bir ilgiye dönmemelidir.


4.Yargılamamak: Terapistin görevi yargılamak değil, danışanların önlerine yeni bir pencere açmaktır. Danışanın duygu ve davranışlarının iyi- kötü, doğru-yanlış, etik- etik değil, ahlaki-ahlak dışı gibi değerlendirilmesi psikoterapide olmaması gereken ayrımlardır. Psikoterapist danışan yaşamlarını hiçbir şekilde yargılamamalıdır. Kişileri oldukları gibi kabul etmeli, herkese eşit mesafede durmalıdır. Toplum tarafından onaylanmayan ilişki ve davranış biçimlerinde dahi terapist nötr davranmak durumundadır.


5.Esnek Olmak: Terapist hem mesleki, hem de kişisel olarak esnek davranabilmelidir. Kişisel esneklik hayattaki tutum, duygu ve davranışlara esnekliği anlatırken, mesleki esneklik her danışanın kendine özgü bir birey ve sorunlarının tamamen kendine has özellikler taşıyabileceğinin farkında olarak kalıplaşmış bilgi ve görüşlere saplanıp kalmadan vakaya özgü değişiklik ve ayarlamaları yapabilmektir. Aslında bu yaklaşım psikoterapideki eklektik yaklaşım felsefesinde kuramsallaşmıştır. Eklektik yaklaşım bir çok farklı terapi biçim ve tekniklerinin harmanlanarak bir arada kullanılmasıdır.

6. Zaman Verebilmek, Zaman Ayırmak: Danışan psikolojik sorunların çözümünün çok kısa sürede olmadığını, uzun zaman alabileceğini bilmeli ve kabul etmelidir. Terapist de danışana gereken zamanı vermeye istekli ve hazır olmalıdır. Terapist sorunun çözüm aşamalarında kendi plan ve programından ziyade hastanın değişim ve öğrenme hızı ve temposuna ayak uydurmalıdır.